Türkiye’nin daha demokratik, çoğulcu ve özgür bir ülke olması için kültür sanat aracılığıyla çalışmalarını sürdüren Anadolu Kültür, DEPO ve DSM ekibi olarak, Gezi Parkı direnişiyle ortaya çıkan değerleri ve dayanışma sorumluluğunu paylaşıyoruz.

İktidarın, sivil toplum katılımını dışlayarak, eleştirel sesleri bastırarak ve sıklıkla polis şiddetine başvurarak özgürlüklerimizi kısıtlaması yeni değil. Bir sabah uyandığımızda 3. köprünün yapılacağını, başka bir sabah Emek’in yıkılacağını, bir gün kürtajın kısıtlanacağını, diğer bir gün bağımsız sanat kurulu oluşturulacağını öğreniyoruz. Gezi Parkı direnişi, İstanbul’un ortasında kalan son parkı korumak için başlayan mücadelenin, bir isyana, bir özgürlük haykırışına dönüşmesidir.

Anadolu Kültür çalışanları ve direnişin özneleri olarak, 28 Mayıs'tan bu yana polisin orantısız şiddetini gördük, gaz yedik, arkadaşlarımız yaralandı, sebepsiz gözaltına alındı. Haftalardır, taleplerimizi, düşüncelerimizi kamusal alanlarda özgürce aktardığımız, bizi umutlandıran bir yanyanalığı, dayanışmacı ortamı sadece Gezi Parkı'nda, İstanbul’daki parklarda değil, farklı kentlerde de deneyimliyoruz. Gezi’de ortaya çıkan yaratıcılığın, bundan sonra Anadolu Kültür olarak kültürel çeşitliliği, temel hak ve özgürlükleri vurgulayarak yapacağımız işlere ilham vereceğini düşünüyoruz.